siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2026 Cuma

Ümit Özdağ, “Gündemi Kayyum Tartışmalarıyla Değil, Açlık ve Yoksulluk Belirliyor”-Yılmaz Parlar

  Mutfakta Yangın, Milletin Gündemi Ekonomi

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği “Türk Milleti Basın Toplantısı”nda Türkiye'nin ekonomik krizinden terörle mücadeleye, Kıbrıs'tan NATO zirvesine kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özdağ, özellikle ekonomik tabloyu “Türkiye'nin gerçek gündemi” olarak nitelendirirken, iktidarın siyasi tartışmalarla halkın yaşadığı ağır ekonomik sorunların üzerini örtmeye çalıştığını söyledi.

Ümit Özdağ, “Gündemi Kayyum Tartışmalarıyla Değil, Açlık ve Yoksulluk Belirliyor”

“Kayyum Ve Mutlak Butlan Tartışmalarıyla Gündem Değiştiriliyor, Mutfakta İse Yangın Büyüyor”

Prof. Dr. Ümit Özdağ, konuşmasının en çarpıcı bölümünde Türkiye'nin gerçek gündeminin açlık, yoksulluk ve ekonomik çöküş olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Birileri kayyum, mutlak butlan ve siyasi tartışmalarla gündemi manipüle etmeye çalışırken mutfakta mutlak yangın devam ediyor."

Özdağ, 5 milyon emeklinin ve 11 milyon asgari ücretlinin açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini, yapılan maaş artışlarının vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları ortadan kaldırmadığını ifade etti.

“Türkiye Zengin, Ama Türk Halkı Fakir”

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde Özdağ, Türkiye'nin doğal kaynakları ve üretim gücüne rağmen halkın yoksullaştığını belirterek dikkat çeken şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye fakir değil, Türk halkı fakir. Çünkü Türkiye'nin zenginlikleri küçük bir grup tarafından sömürülüyor. Buna son vereceğiz."

Zafer Partisi'nin hedefinin;

Planlı ekonomi, Planlı sanayileşme, Planlı tarım, Devlet Planlama Teşkilatı'nın yeniden kurulması, Üreten ve adil paylaşan Türkiye modeli olduğunu açıkladı.

24 Yılda Borç Dört Kat Arttı

Özdağ, Türkiye ekonomisinin dış borç ve faiz sarmalına sürüklendiğini belirterek çarpıcı rakamlar

paylaştı.

Dikkat çeken veriler:

Toplam kamu borcu yaklaşık 15 trilyon TL'ye ulaştı.

Türkiye'nin dış borcu 133 milyar dolardan 518,5 milyar dolara yükseldi.

Sanayinin ithalata bağımlı hale geldiği ve üretim ekonomisinin terk edildiği ifade edildi.

Özdağ, mevcut ekonomik modelin sürdürülebilir olmadığını savundu.

“Türkiye Yüzyılı Değil, Orta Sınıfın Yok Edildiği Dönem”

Özdağ, iktidarın "Türkiye Yüzyılı" vizyonunu sert sözlerle eleştirerek,

"Türkiye Yüzyılı diye ortaya koydukları tablo; açlığa mahkûm edilen emekliler, zam alamayan asgari ücretliler ve yok edilen orta sınıftır." ifadelerini kullandı.

Gaziler İçin Destek Mesajı

Zafer Partisi Genel Başkanı, Güvenpark'ta hak arayan gazilere destek verdiklerini belirterek önemli mesajlar verdi.

Özdağ,

Gaziler arasında rütbe ve tarih ayrımı yapılamayacağını, devletin bütün gazilere eşit yaklaşması gerektiğini söyledi.

Ayrıca, "AK Parti iktidarı gazilerimizin taleplerini yerine getireceğine PKK'nın taleplerini tartışıyor."

ifadeleriyle hükümeti eleştirdi.

PKK Sürecine Sert Tepki

Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri de terörle mücadele konusunda oldu.

Özdağ,

PKK'nın silah bırakmadığını

Örgütün farklı ülkelerde faaliyetlerini sürdürdüğünü

Teröristlerin pişman olmadıklarını açıkça söylediklerini

belirterek şu soruyu yöneltti:

"Teröristlerin 'Bizde pişman olmuş hal görüyor musunuz?' açıklamasına soruşturma açmıyorsunuz da Nasuh Mahruki neden tutuklanıyor?"

S-400 Ve Nato Çıkışı

Ankara'daki NATO Zirvesi'ni de değerlendiren Özdağ,

Türkiye'nin milli egemenliğinin korunması gerektiğini belirterek,

S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye satılacağı yönündeki iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Ayrıca, Türkiye'nin yerli hava savunma projelerinin hızlandırılması gerektiğini vurguladı.

Kıbrıs Uyarısı: "Mavi Vatan Gündemden Çıkarıldı"

Özdağ, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konusunda da dikkat çekici açıklamalar yaptı.

Başlıca değerlendirmeleri:

Rum Yönetimi'nin hızla silahlandığı

ABD, Fransa ve İsrail'e askeri üsler verildiği

Birleşmiş Milletler'in yeni Kıbrıs planı üzerinde çalıştığı

Türk askerinin adadan çekilmesini öngören girişimlerin bulunduğu

iddialarına dikkat çekerek,

"Kıbrıs Türk vatanıdır. Kıbrıs Türklüktür. Kıbrıs şandır ve milli davadır."

ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi'ne Dikkat Çeken Katılımlar

Basın toplantısında siyasi arenada dikkat çeken yeni katılımlar da açıklandı.

Zafer Partisi saflarına;

Mustafa Ertekin, Prof. Dr. Bengi Başer, Nevzat Yanmaz  katıldı.

Özdağ, partinin Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliğini kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı.

CHP'deki Yeni Parti Girişimine İlk Değerlendirme

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özdağ, CHP'de gündeme gelen yeni parti oluşumuyla ilgili,

"Sayın Özgür Özel'e başarılar diliyorum. Yeni partinin nasıl bir siyasal çizgi izleyeceğini zaman gösterecek."

değerlendirmesinde bulundu.

Gagavuz Ve Kırım Türkleri İçin Takip Mesajı

Özdağ, Gagavuz Türkleri ile Kırım Türklerinin yaşadığı gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, yeni süreçlerde kamuoyunu bilgilendireceklerini açıkladı.

 “Türkiye Çaresiz Değil”

Konuşmasının sonunda Türkiye'nin ekonomik ve siyasi sorunlarının çözülebileceğini ifade eden Ümit Özdağ,

hukuk devletinin yeniden tesis edilmesi, üretim ekonomisine dönüş ve liyakat esaslı devlet yönetiminin Türkiye'nin yeniden ayağa kalkmasının temel şartları olduğunu belirtti.

"Türkiye çaresiz değildir. Üreten, planlayan, adil paylaşan ve devlet aklını yeniden inşa eden bir yönetim anlayışıyla Türkiye yeniden ayağa kalkacaktır."

yilmazparlar@yahoo.com


Kitchen in Crisis, Nation Focused on the Economy

Ümit Özdağ: "Turkey's Real Agenda Is Hunger and Poverty, Not Political Distractions"

Zafer Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ addressed a "Turkish Nation Press Conference," making strong statements on a wide range of issues, including Turkey's economic crisis, counterterrorism policies, Cyprus, and the NATO Summit.

Özdağ argued that Turkey's true national agenda is the deepening economic crisis, accusing the government of diverting public attention through political debates instead of addressing the daily struggles faced by millions of citizens.

"While Political Debates Dominate the Headlines, There Is a Fire in Every Kitchen"

One of the strongest messages of the press conference focused on the country's worsening economic conditions.

"While some are trying to manipulate the public agenda with debates over trustees, legal disputes and political engineering, there is a real fire burning in the kitchens of Turkish families."

Özdağ stated that five million retirees and eleven million minimum-wage workers are struggling below the poverty line, arguing that recent salary increases have failed to improve citizens' living standards.

"Turkey Is Rich, But the Turkish People Are Poor"

Speaking about the economy, Özdağ emphasized that Turkey possesses significant natural resources and production capacity, yet ordinary citizens continue to become poorer.

"Turkey is not a poor country. The Turkish people are poor because the country's wealth is being exploited by a small privileged group. We will put an end to this."

He outlined the Zafer Party's economic vision, which includes:

A planned economy, Planned industrialization, Planned agricultural development, Re-establishing the State Planning Organization, A productive economy based on fair distribution of national wealth

Turkey's Public Debt Has Quadrupled in 24 Years

Özdağ claimed that Turkey has become trapped in a cycle of debt and high interest rates.

According to the figures he presented:

Public debt has approached 15 trillion Turkish lira.

Turkey's external debt has increased from $133 billion to $518.5 billion.

The country's industrial sector has become increasingly dependent on imports, weakening domestic production.

He argued that the current economic model is no longer sustainable.

"Not the Century of Turkey, but the Collapse of the Middle Class"

Criticizing the government's "Century of Turkey" vision, Özdağ said:

"What they call the 'Century of Turkey' has become a period in which retirees are condemned to poverty, minimum-wage workers receive no meaningful relief, and the middle class is disappearing."

Support for Veterans

Özdağ expressed solidarity with military veterans protesting in Ankara's Güvenpark, arguing that all veterans should be treated equally regardless of rank or the period in which they served.

He also criticized the government, saying:

"Instead of fulfilling the legitimate demands of our veterans, the government is discussing the demands of the PKK terrorist organization."

Strong Criticism of the PKK Process

On counterterrorism policy, Özdağ argued that:

The PKK has not disarmed. The organization continues its activities in different countries. Its members openly declare that they are not remorseful.

He questioned why such statements receive no legal response while others face prosecution.

S-400s and the NATO Summit

Commenting on the Ankara NATO Summit, Özdağ emphasized the importance of protecting Turkey's national sovereignty.

He called for clarification regarding reports suggesting that Turkey's S-400 air defense systems could be transferred to a third country and urged the government to accelerate the development of indigenous missile defense systems.

Warning Over Cyprus

Özdağ also voiced concerns about developments in the Eastern Mediterranean.

He claimed that: The Greek Cypriot Administration is rapidly expanding its military capabilities.

Military facilities have been provided to the United States, France and Israel.

A new UN-backed Cyprus proposal is under discussion.

There are initiatives aimed at removing Turkish troops from the island.

He concluded:

"Cyprus is Turkish homeland. Cyprus represents Turkish identity, national honor and a historic responsibility."

Prominent Political Figures Join the Zafer Party

During the press conference, Özdağ announced that:

Mustafa Ertekin  Prof. Dr. Bengi Başer, Nevzat Yanmaz

have officially joined the Zafer Party.

He reaffirmed that the party would continue its political struggle based on Atatürk's principles and Turkish nationalism.

Comments on the New Political Movement Within the CHP

Responding to journalists' questions regarding the newly announced political initiative led by Özgür Özel, Özdağ wished the new movement success, adding that its political direction would become clear over time.

Message on the Gagauz and Crimean Turks

Özdağ stated that the Zafer Party is closely monitoring developments affecting both the Gagauz Turks and the Crimean Turks, pledging to keep the Turkish public informed.

"Turkey Is Not Without Hope"

Concluding his speech, Özdağ argued that Turkey can overcome its economic and political challenges through:

Restoring the rule of law,

Rebuilding a productive economy,

Merit-based governance,

Strategic state planning.

He ended with the following message:

"Turkey is not without hope. With a government that produces, plans, governs fairly and rebuilds state institutions, our country can rise again."

 yilmazparlar@yahoo.com

4 Eylül 2025 Perşembe

DMW-Dünya Çapında Tarihi Adımlar-Yılmz Parlar

    

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği’nden Dünya Çapında Tarihi Adımlar

İş İnsanı Halil Sert’in Vizyoner Liderliğiyle Yeni Bir Dönem Başlıyor

Dünya diplomasisinin kalbinin attığı en önemli kuruluşlardan biri olan DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği, Prof. Giinther Meinel başkanlığında insanlığın geleceğini şekillendirecek dev projelere imza atmaya devam ediyor.

 Bu büyük vizyonun en güçlü temsilcilerinden biri ise, uluslararası arenada itibarı ve girişimleriyle dikkat çeken, Başkan Yardımcısı İş İnsanı Halil Sert.

Geçtiğimiz günlerde DMW İstanbul Ofisi’nde Halil Sert’i ziyaret ederek yeni projelerini dinleme fırsatı buldum. Söylemeliyim ki, dinlediklerim yalnızca Türkiye için değil, tüm insanlık için umut verici adımlar.

İnsanlık İçin Tarihi Proje, BM Engelliler Merkezi İstanbul’da

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği, yalnızca barışı değil, toplumsal eşitliği de önceliklendiren çalışmalara imza atıyor.
Engelli bireylerin topluma tam anlamıyla katılabilmesi için yürütülen kapsamlı çalışmaların sonucunda, İstanbul Boğazı’nda Birleşmiş Milletler Engelliler Merkezi kurulması kararlaştırıldı.

Bu tarihi adım, Senatör Serkan Bayram’ın öncülüğünde ve DMW’nin güçlü desteğiyle hayata geçiriliyor. Merkez, BM Kadın ve BM Çocuk kuruluşlarının yanında yer alacak ve İstanbul’u engelli bireyler için küresel bir diplomasi merkezi haline getirecek.

Bu dev vizyon, hiç kuşkusuz Halil Sert gibi duyarlı, vizyoner ve çalışkan liderlerin katkısıyla somutlaşıyor.

Londra’da Barış Kongresi, DMW’nin Gücü Dünyaya İlham Oldu

14 Şubat 2025’te Londra’da düzenlenen Barış Kongresi, uluslararası diplomaside bir dönüm noktası oldu.
DMW’nin girişimiyle hayata geçirilen kongreye, dünyanın dört bir yanından siyasetçiler, akademisyenler, diplomatlar ve barış aktivistleri katıldı.

Konferansta, Başkan Yardımcısı Halil Sert’in vizyoner katkıları öne çıktı. Silahsızlanma, barışın güçlendirilmesi, çatışmaların önlenmesi ve uluslararası kurumların etkinliği konularında yaptığı değerlendirmeler, katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü.

İngiliz hükümetinin tam destek verdiği kongre, sadece Avrupa için değil, tüm dünya için yeni bir barış manifestosu olarak tarihe geçti.

Halil Sert, Diplomasinin ve İnsanlığın Yükselen Sesi

Görüşmemde Halil Sert’in yalnızca bir iş insanı değil, aynı zamanda küresel vizyona sahip bir barış elçisi olduğunu bir kez daha gördüm.
Onun stratejik bakış açısı, diplomasiye kattığı yenilikçi çözümler ve insan odaklı yaklaşımı, DMW’nin uluslararası alanda gücünü artırıyor.

Bugün İstanbul’dan Londra’ya, Kıbrıs’tan New York’a uzanan bu büyük diplomatik ağ, Halil Sert gibi liderlerin özverili çalışmalarıyla dünyaya ilham veriyor.

Bir gazeteci olarak söylemek zorundayım;

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği, dünya barışı ve insanlık onuru için bugün tarihe altın harflerle yazılacak bir mücadele veriyor. Ve bu mücadelenin ön saflarında yer alan Başkan Yardımcısı İş İnsanı Halil Sert, hem ülkemiz hem de dünya için gurur kaynağıdır.

İstanbul’u küresel diplomasi merkezi haline getirme hedefi, Londra’da barış için yükseltilen güçlü çağrı ve engelli bireyler için açılan yeni bir kapı...

Tüm bunlar, vizyoner liderlerin dünyayı nasıl değiştirebileceğinin en güzel kanıtıdır.

Teşekkürler DMW, Teşekkürler Halil Sert.

yilmazparlar@yahoo.com

12 Haziran 2025 Perşembe

Ümit Özdağ’dan Silivri’de Tarihi Savunma-Yılmaz Parlar

  

Hukukun Tarafı Olarak Buradayım"

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 142 gün hücrede tutulduktan sonra çıktığı mahkemede, akademik birikimini ve devlet sadakatini anlattı: “Fiillerim hukukun bana yüklediği sorumluluklardır.”

Ümit Özdağ’dan 50 Sayfalık Savunma

“Beni Devlet Sırlarıyla Görevlendirdiniz, Şimdi Sanık Diyorsunuz”

Özdağ’dan Mahkemeye: “Cumhuriyeti Hukukla Kurduk, Öyle Savunuruz”

Kamuoyunun özgürlük beklentisiyle kilitlendiği 11 Haziran 2025 Çarşanva günü duruşmada, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Silivri Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda yaptığı 50 sayfayı aşan kapsamlı savunmasında, hukuka, devlete ve Türk milletine bağlılığını hem tarihi örneklerle hem akademik zeminde ortaya koydu.

Savunmasına güçlü ve sarsıcı bir başlangıç yapan Özdağ, “Bugün burada mahkemenizde sanık olarak bulunmam, Anayasa ve yasalar ihlal edilerek, zor kullanılarak gerçekleştirilmiştir,” diyerek duruşmanın hukuk devleti açısından taşıdığı önemi vurguladı.

Akademiden Hücreye, Hücreden Hukuka

Savunmasının başında, 1999’da yaşadığı bir dava sürecini anlatan Özdağ, geçmişte PKK propagandası yaptığı iddiasıyla yargılanan bir akademik çalışmayı sahiplenişini, hukukla verdiği mücadeleyi ve sonrasında gelen beraat kararını anlattı. “Savcı, bir gün ‘yanlışlık oldu’ demişti. Bu davanın savcısı da aynı şeyi diyecek,” diyerek salonda tarihi bir benzetmeye imza attı.

Bu anekdot, yalnızca bireysel bir hatıranın aktarımı değildi; aynı zamanda bugün karşı karşıya kaldığı sürecin bir benzerine işaret eden politik bir göndermeydi.

Akademik kariyerinden güvenlik bilimlerine, terörizmle mücadeleden devlet adına yürüttüğü diplomatik görevlere dek uzanan bir yaşam çizgisi sunan Özdağ, sözlerini “Devlet sırları bana emanet edildi, taşıdım ve taşıyorum,” diyerek sürdürdü.

Tutuklama Siyasi mi?

Özdağ, Antalya’da yaptığı bir konuşmanın ardından re’sen başlatılan soruşturmayı “adli değil, siyasi” olarak tanımladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde geçirdiği gece, savcılıktaki sorgusu sırasında başka bir dosya üzerinden yöneltilen sorular ve eş zamanlı hazırlanan iddianameler zinciri, savunmasına göre sistematik bir politik operasyonun izlerini taşıyordu.

Savunmasında yalnızca kendi sözlerine değil, Kürtçü çevrelere yakın bazı isimlerin açıklamalarına da yer veren Özdağ, “Dikkat edin, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ bile içeride” ifadelerini gündeme taşıyarak davanın doğrudan doğruya siyasi mutabakatın bir parçası olduğuna işaret etti.

“Bunlar Yabancı Düşmanlığı Değil, Milli Güvenlik Politikasıdır”

Zafer Partisi’nin göç politikalarına da değinen Özdağ, bu yaklaşımların “psikolojik yabancı düşmanlığı” değil, akademik ve güvenlik temelli bir milli duruş olduğunu belirtti:
“Cumhuriyeti hukukla kurduk. Bugün de ülkemizi hukuka aykırı şekilde savunmaya ihtiyacımız yok,” sözleriyle sığınmacı karşıtı politikalarının temelini açıkladı.

Son Söz, “Hayatım Türk Milletinin Emrindedir”

Savunmasının sonunda ise duygusal ama bir o kadar da kararlı ifadelerle salona veda etti:
“Bütün hayatımı akademik ve siyasi olarak Türk milletinin güvenliği ve refahına adadım. Binlerce öğrenci yetiştirdim. Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir ülke olsun diye çalıştım. Şimdi burada, yine o görev duygusuyla bulunuyorum.”

Özgürlüğün Eşiğinde Bir Duruşma

11 Haziran 2025 tarihi, yalnızca bir savunma metninin okunduğu değil; Türkiye'nin hukukla siyaset arasındaki çizgiyi yeniden tartıştığı bir gün oldu.

Özdağ’ın duruşmadaki sözleri, kamuda hâkim olan “özgürlüğü gerçekleşecek” umudunu pekiştirdi. Bu savunma, içerdiği tarihsel referanslarla, devlet sadakatiyle ve hukuka çağrısıyla, yalnızca mahkeme salonuna değil, demokrasi tarihine de kaydedildi.

Eğer karar, hukuk ve vicdan terazisinde tartılırsa, bu savunma bir dönüm noktası olabilir. Aksi takdirde, tıpkı geçmişte olduğu gibi, ileride biri çıkıp yine “bir yanlışlık olmuş” demek zorunda kalabilir.

yilmazparlar@yahoo.com

   Türk Dünyasının Kadim Halkı Karapapaklar, Kalpağı Ve Madalyası

İpekyolu Stratejik Araştırmalar Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Karapapak Türkleri Birliği Kurucu Genel Başkanı Dr. Seyfullah Türksoy ile yaptığımız söyleşide  Karapapak Türklerinin tarihî kökenleri, göç yolları ve günümüzdeki durumlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Türk dünyasının bilge sesi, tarih bilinciyle donanmış bir lider, kalemiyle ve fikirleriyle Türk milletine ışık tutan bir münevver...

Dr. Seyfullah Türksoy, sadece bir akademisyen değil, aynı zamanda Türk dünyasının kaderini değiştiren bir dava adamıdır.

Onun bilgi ve vizyonu, Karapapak Türklerinin tarihini, kültürünü ve geleceğini şekillendiren bir pusula gibidir. Bugüne kadar yaptığı çalışmalarla yalnızca bilim dünyasına değil, Türk milletinin yüreğine de dokunmuş olan Dr. Türksoy, Karapapakların kimliğini, tarihini ve haklı mücadelesini anlatan en güçlü seslerden biridir.

Karapapak Türklerinin kökenleri ve tarihi üzerine gerçekleştirdiğimiz bu özel söyleşide, Dr. Seyfullah Türksoy'un değerli görüşleriyle ışık tutuyoruz...

Tarihsel ve Kültürel Bağlam

Karapapak Türkleri kimlerdir? Türk dünyası içindeki tarihî ve kültürel yerleri nedir?

Karapapak kalpağının tarihî ve sembolik anlamı nedir? Bu kalpak, geçmişte kimler tarafından kullanılmıştır?

Karapapak kalpağı sadece bir başlık mıdır, yoksa bir kimlik ve aidiyet sembolü müdür?

Günümüzde bu kalpağı kültürel miras olarak yaşatmak için neler yapılıyor?

Madalyanın Anlamı Ve Önemi

Karapapak madalyası nasıl ortaya çıktı? Kimlere ve hangi kriterlere göre verilmektedir?

Bu madalyanın Türk dünyasındaki önemi ve anlamı nedir?

Madalyanın dizaynı ve sembollerinde hangi anlamlar gizli?

Günümüzde Karapapak Kültürünün Yaşatılması

Karapapak kimliğini ve kültürünü gelecek nesillere aktarmak için hangi çalışmalar yapılmalıdır?

Kültürel mirasın korunması için devletler ve sivil toplum kuruluşları nasıl destek olabilir?



Kadim Bir Türk Boyu, Karapapaklar

Dr. Seyfullah Türksoy'un açıklamalarına göre, Karapapaklar köklü bir Türk boyu olup tarih sahnesine Kıpçaklarla birlikte çıkmıştır. Ancak Kafkasya'ya geldiklerinde Oğuzlarla iç içe geçerek bu toplulukla kaynaşmışlardır. Bu nedenle Karapapak kültüründe hem Oğuz hem de Kıpçak izleri bulunmaktadır.

Karapapak Türklerinin Kafkasya'daki varlığı binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. 11. yüzyılda Gürcü Kralı IV. Davit'in davetiyle Orta Asya'dan Kafkasya'ya 40.000 Karapapak savaşçısı göç etmiştir. Bu askerler, Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan'ın Anadolu'ya yönelik fetih hareketlerinde de yer almış ve tarih sahnesindeki etkilerini sürdürmüşlerdir.

Sürgünler ve Göçler

Karapapakların göçleri sadece savaşlarla sınırlı kalmamış, çeşitli dönemlerde zorunlu sürgünlerle de karşı karşıya kalmışlardır. Özellikle 1876-1877 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Anadolu'ya büyük göçler yaşanmıştır. Karapapaklar, öncelikle Kars'a yerleşmiş, buradan Anadolu’nun farklı bölgelerine dağılmışlardır. Bugün Türkiye'nin kırktan fazla ilinde Karapapak Türklerinin yaşadığı bilinmektedir.

Sovyetler Birliği döneminde de Karapapaklar büyük acılar yaşamıştır. 1936 ve 1939 yıllarında başlayan sürgünler, en ağır şekilde 14-15 Kasım 1944'te yaşanmıştır. Sovyet lideri Josef Stalin tarafından Çeçenler, Kırım Tatarları, Karaçaylar ve Ahıska Türkleri ile birlikte yaklaşık 98.000 Karapapak Türkü Sibirya ve Orta Asya'ya sürgün edilmiştir. Sürgün sırasında soğuk, açlık ve hastalık nedeniyle binlerce Karapapak hayatını kaybetmiştir. Ancak, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'daki Türk soydaşlarının desteğiyle hayatta kalanlar yeni yaşamlar kurmayı başarmıştır.

Karapapakların Yayılımı ve Nüfusu

Bugün Karapapak Türkleri, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan, İran ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede yaşamlarını sürdürmektedir. Rusya’nın Dağıstan bölgesinde de büyük bir Karapapak nüfusu bulunmaktadır. Moskova ve çevresinde ise sayılarının yüz binleri bulduğu tahmin edilmektedir. İran’da Sulduz, Urumiye, Karadağ ve Tebriz’de önemli Karapapak toplulukları vardır.

Türkiye’de en yoğun Karapapak nüfusu Kars’ta bulunmakta olup, Sivas, Ağrı, Muş, Amasya ve birçok ilde varlıklarını sürdürmektedirler. Türkiye’deki Karapapak nüfusunun yaklaşık 1.5 milyon ila 2 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Dünya genelinde ise yaklaşık 7 milyon Karapapak Türkü yaşamaktadır.

Borçalı, Karapapakların Anayurdu

Gürcistan’ın Borçalı bölgesi, Karapapakların en yoğun yaşadığı bölgelerden biridir. Borçalı’da 200’den fazla köyde Karapapak Türkleri yaşamaktadır ve toplam nüfusları 500.000 civarındadır. Eğer tarih boyunca yaşanan göçler olmasaydı, bugün Gürcistan’da 2 milyon Karapapak’ın yaşayacağı düşünülmektedir.

Borçalı bölgesi, 1918 yılında kısa süreliğine de olsa bir Karapapak devleti olan ‘Borçalı Karapapak Türk Cumhuriyeti’ne ev sahipliği yapmıştır. Emin Ağacaloğlu önderliğinde kurulan bu cumhuriyet, demokratik, laik ve üniter devlet anlayışına sahip olup, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesiyle büyük benzerlik göstermektedir. Ayrıca geçmişte Borçalı Sultanlığı ve Hanlığı gibi Karapapak yönetimlerine de ev sahipliği yapmıştır.

Kültürel ve Tarihî Miras

Karapapaklar, tarih boyunca sadece savaşçı kimlikleriyle değil, aynı zamanda kültür, sanat, edebiyat ve siyasette de önemli roller üstlenmişlerdir. Osmanlı döneminde Hamidiye Alayları içinde yer alarak büyük kahramanlıklar göstermişlerdir. Bu alayların en meşhur liderlerinden biri, Sultan Abdülhamid tarafından ‘yelesiz aslan’ olarak anılan Mehrali Bey’dir. Osmanlı saflarında Ruslara ve Ermenilere karşı mücadele eden Mehrali Bey, Yemen’de şehit düşmüştür.

Bugün de Karapapak Türkleri, yaşadıkları coğrafyalarda kültürel varlıklarını sürdürerek Türk dünyasının önemli bir parçası olmaya devam etmektedirler. Dr. Seyfullah Türksoy’un vurguladığı gibi, Karapapak Türkleri hem Türkiye’yi hem de Azerbaycan’ı ana vatanları olarak kabul etmekte, aynı zamanda Türkistan coğrafyasıyla da güçlü bağlarını sürdürmektedirler.

Tarih boyunca pek çok zorlukla karşılaşmış olsalar da Karapapak Türkleri, güçlü kimlikleri, savaşçı ruhları ve kültürel miraslarıyla Türk dünyasının önemli bir parçası olmaya devam etmektedirler. Göçler, sürgünler ve savaşlar karşısında direnerek varlıklarını sürdüren Karapapaklar, geçmişten günümüze kadar süregelen birlik ve dayanışma ruhuyla Türk kültürüne önemli katkılar sunmaya devam etmektedirler.



Karapapak Kalpağı ve Karapapak Madalyası, Türk Dünyasının Onur Nişanesi

Türk dünyasının köklü ve asil topluluklarından biri olan Karapapak Türkleri, tarih boyunca cesaretleri, vatanseverlikleri ve kültürel miraslarıyla öne çıkmıştır. Bu kadim topluluğun en önemli simgelerinden biri olan Karapapak Kalpağı, yalnızca bir baş giysisi değil, aynı zamanda bir kimlik ve gurur sembolüdür. Aynı şekilde Karapapak Madalyası, tarihi derinliği ve taşıdığı yüksek anlamla Türk dünyasında özel bir yere sahiptir.

Karapapak Kalpağı, Onurun ve Cesaretin Sembolü

Karapapak Kalpağı, asırlardır bu topluluğun kimliğini temsil eden bir unsurdur. Sadece bir başlık değil, taşıyana cesaret, vakar ve birlik ruhu kazandıran önemli bir semboldür. Osmanlı’dan günümüze kadar gelen bu kalpak, tarih boyunca komutanların, devlet adamlarının ve savaşçılarının başını süslemiştir. Soğuğa karşı koruyucu yapısıyla bilinen bu özel giysi, Karapapakların zorlu coğrafyalarda verdikleri mücadeleyi ve dayanıklılıklarını simgeler. Dr. Seyfullah Türksoy’un bu konuda yaptığı vurgular, kalpağın sadece fiziksel değil, aynı zamanda manevi bir güç kaynağı olduğunun altını çizmektedir:

“Karapapak Kalpağı, yalnızca bir giysi değil, Türk dünyasının gururunu ve şerefini taşıyan bir semboldür. Onu taşıyan kişi, köklü bir mirasın temsilcisi olur.”

Karapapak Madalyası, Şanlı Bir Geçmişin Onurlu Yansıması

Karapapak Madalyası, Türk dünyasına hizmet eden, kültürel mirası yaşatan ve milletine değer katan kişilere verilen prestijli bir nişandır. Bu madalya, sadece üstün başarıların ve fedakârlıkların ödüllendirilmesi değil, aynı zamanda tarihi bir sorumluluğun gelecek nesillere aktarılmasını temsil eder. Madalyanın tasarımında kullanılan her bir sembol, Karapapakların tarihsel misyonunu ve ruhunu yansıtmaktadır.

Dr. Seyfullah Türksoy, Karapapak Madalyası’nın Türk dünyasındaki önemine şu sözlerle dikkat çekiyor:

“Bu madalya, sadece bir ödül değil; geçmişten geleceğe uzanan bir köprüdür. Karapapakların kahramanlık ruhunu, azmini ve birlik anlayışını temsil eder.”

Madalyanın kimlere ve hangi kriterlere göre verildiğine dair açıklamalarda bulunan Dr. Türksoy, ödülün sadece bireysel başarıları değil, topluma ve Türk dünyasına sağlanan katkıları da göz önünde bulundurduğunu belirtiyor. Madalyayı alan her birey, sadece kendisi için değil, aynı zamanda Türk milletinin ortak gururu için bu onuru taşımaktadır.



Karapapak Kültürü, Geçmişten Geleceğe Taşınan Değerler

Karapapak Türkleri, kültürel miraslarını yaşatmaya ve genç nesillere aktarmaya büyük önem vermektedir. Geleneksel kıyafetlerinden müziklerine, sanatsal üretimlerinden tarihî miraslarına kadar birçok alanda kendine özgü bir kimlik oluşturan bu topluluk, Karapapak Kalpağı ve Madalyası gibi sembollerle varlığını daha da güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bu nedenle, Karapapak Kalpağı ve Madalyası’nın önemi sadece geçmişe dair bir nostalji değil, aynı zamanda geleceğe dair bir yön gösterici olarak da değerlendirilmektedir. Dr. Seyfullah Türksoy’un liderliğinde yürütülen çalışmalar, bu kültürel değerlerin korunması ve tanıtılması için büyük bir adım niteliğindedir.

Karapapak Ruhu Yaşatılmaya Devam Ediyor

Karapapak Türklerinin onurlu geçmişi, bugün de kalpakları ve madalyalarıyla yaşatılmaya devam ediyor. Karapapak Kalpağı, asil bir kimliği ve mücadele ruhunu temsil ederken, Karapapak Madalyası ise bu kimliği hakkıyla taşıyanlara verilen en yüksek onur nişanlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Dr. Seyfullah Türksoy’un öncülüğünde bu değerlerin yaşatılması ve yeni nesillere aktarılması, Türk dünyasında kültürel birlikteliğin ve mirasın sürdürülebilirliği açısından büyük bir önem taşıyor.

Tarih boyunca cesaretin, vatan sevgisinin ve kültürel bağlılığın en güçlü temsilcilerinden biri olan Karapapaklar, kalpaklarıyla kimliklerini, madalyalarıyla ise bu onuru gelecek nesillere taşımaya devam ediyorlar. Bu miras, yalnızca bir topluluğun değil, tüm Türk dünyasının ortak gururu olmaya devam edecek.

yilmazparlar@yahoo.com

 Ümit Özdağ’ın Tutuklanması ve Sonrasında Türkiye’nin Demokrasi Sınavı

Özdağ’ın Tutuklanması ve Hukuksal Süreç

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Silivri Cezaevi’ne konulması, Türkiye’nin siyasi ve hukuki yapısını bir kez daha tartışmaya açtı.

Mevcut iktidar açısından bu tutuklama, hukuki zeminde herhangi bir rahatsızlık oluşturmayacak gibi görünüyor.

Ancak, esas tartışma konusu Özdağ’ın cezaevine girmesi değil, çıkması olacaktır. Türkiye’de siyasi aktörlerin yargı süreciyle karşı karşıya kalması sıkça rastlanan bir durumken, muhalif bir liderin hapse atılması, demokrasi ve hukukun üstünlüğü açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor.





Özdağ’ın Serbest Kalmasının Siyasi Önemi

Özdağ’ın tahliyesi, yalnızca hukuki bir süreç olarak değerlendirilmemeli; aynı zamanda Türkiye’nin demokrasi algısını uluslararası düzeyde etkileyecek bir olaydır.

Türkiye, demokratik değerler konusunda örnek bir ülke olma yolunda ilerlerken, Özdağ gibi ulusalcı ve devletçi çizgisi net bir liderin özgürlüğü, ülkenin ifade özgürlüğüne verdiği önemin bir göstergesi olacaktır.

Eğer Özdağ’a yönelik tutuklama kararları, siyaseten bir sindirme girişimi olarak görülürse, bu durum Türkiye’nin küresel imajına zarar verebilir.

Liderlik ve Türkiye İçin Stratejik Bir Figür

Prof. Dr. Ümit Özdağ, yıllardır akademik ve siyasi çevrelerde milliyetçi duruşuyla tanınan, Türkiye’nin geleceğine dair önemli öngörülerde bulunan bir isimdir.

Türkiye için stratejik öneme sahip konularda yaptığı açıklamalar, özellikle güvenlik, göç politikaları ve milli birlik gibi meselelerde etkili olmuştur.

Özdağ’ın cezaevinden çıkışı, yalnızca bir siyasi figürün serbest kalması anlamına gelmeyecek; aynı zamanda milli bilinç ve demokratik değerlerin de yeniden güçlenmesi açısından önemli bir dönemeç olacaktır.

Türkiye’nin Özgürlük ve Demokrasi Yolunda Sınavı

Türkiye’nin demokrasi ve özgürlükler konusunda dünyaya örnek olabilmesi, farklı siyasi görüşlere sahip liderlerin de adil bir yargı süreciyle karşı karşıya olup olmadığına bağlıdır.

Özdağ gibi kararlı ve etkin bir liderin ifade özgürlüğü kapsamında korunması, Türkiye’nin hukuki güvence anlayışını güçlendirecektir.

Eğer Özdağ’ın serbest kalması, Türkiye’nin siyasi ve hukuki yapısı için bir kazanım olarak görülürse, bu durum ülkenin uluslararası arenada daha güçlü bir demokratik duruş sergilemesini sağlayacaktır.

Türkiye İçin Kritik Bir Dönemeç

Ümit Özdağ’ın cezaevine girmesi kadar çıkışı da Türkiye’nin geleceği açısından belirleyici bir gelişme olacaktır.

Hukukun üstünlüğü, demokratik değerler ve ifade özgürlüğü açısından Türkiye’nin dünya sahnesindeki konumu, bu sürecin nasıl yönetileceğine bağlıdır.

Eğer iktidar, Özdağ’ın siyasi duruşunu ve liderliğini takdir eden bir tutum sergilerse, bu Türkiye için uzun vadeli bir kazanç olacaktır. Özgür ve adil bir Türkiye ideali, yalnızca bir liderin değil, tüm toplumun kazanımı olacaktır.

yilmazparlar@yahoo.com

  Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’a Vefa, Liderlerin mücadelesi nesillere aktarılmalı.

Şehitler Unutulmadı, 27-28 Ocak 1958 olaylarının direniş ruhu bir kez daha yaşatıldı.

KTKD’nin Milli Hafızadaki Rolü, Kültür ve mücadele mirasını koruma gayreti vurgulandı.

Kıbrıs Türk Kültür Derneği’nden Vefa Toplantısı, Liderlere Minnet, Şehitlere Saygı



25 Ocak 2025 tarihinde, Kıbrıs Türk Kültür Derneği (KTKD) İstanbul Şubesi tarafından gerçekleştirilen Ocak ayı toplantısı, Kıbrıs Türklerinin liderleri ve şehitlerine minnet sunulduğu özel bir vefa etkinliği olarak hafızalara kazındı.



Liderlere ve Şehitlere Minnet Duygusu

KTKD binasında düzenlenen toplantı, İstiklal Marşı ve şehitler için yapılan saygı duruşuyla başladı. Etkinlikte, Kıbrıs Türklerinin toplum lideri Dr. Fazıl Küçük’ün vefatının 41. yılı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Kurucusu Rauf Raif Denktaş’ın ölümünün 13. yılı, ve Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi’nin kahraman şehitleri anıldı.

Açılış konuşmasını yapan KTKD İstanbul Şube Başkanı Zehra Bilge Eray, Kıbrıs Türklerinin özgürlük ve bağımsızlık mücadelesindeki tarihi dönüm noktalarını ve liderlerin bu süreçteki rolünü vurguladı.

Katılımcıların Değerli Mesajları

Etkinlikte, KKTC İstanbul Konsolosu Ülkü Alemdar, Emekli Tümgeneral Tarık Özkut, Prof. Dr. Uğur Özgöker, KKTC İstanbul Konsolosu Emekli Ticaret Ataşesi Cahit Kayıarslan ve KTKD üyeleri birer konuşma yaparak mücadele ruhunun devamlılığını dile getirdiler.



Konsolos Ülkü Alemdar, konuşmasında “Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, sadece lider değil, bir milletin kaderini değiştiren örnek şahsiyetlerdir. Mücadele ruhlarını yeni nesillere aktarmalıyız,” dedi.



Em. Tümgeneral Tarık Özkut, Denktaş’ın vizyonunu ve halkın bağımsızlık mücadelesinde oynadığı rolü detaylandırarak, “Liderlerimiz, yalnızca bir milletin değil, tüm dünyanın direniş sembolleri olmuşlardır,” ifadelerini kullandı.



Prof. Dr. Uğur Özgöker, Kıbrıs Türk Kültür Derneği’nin (KTKD) kuruluş süreci, milli davadaki önemi ve yer altı teşkilatlarından resmi bir devlet yapılanmasına geçişteki katkılarından bahsetdi.

Özgöker, “TMT'nin (Türk Mukavemet Teşkilatı) sivil kanadı olarak değerlendirilen dernek, Kıbrıs Türk toplumunun direnişi ve varoluş mücadelesinde önemli bir rol oynamıştır.” dedi

Özgöker, derneğin köklerinin 1946'da Kıbrıs okullarından yetişenler tarafından atıldığını ve 1948'de Ankara merkezli bir yapılanmaya dönüştüğünü vurguladı, TMT'nin tarihi misyonu, Kıbrıs Türk Federatif Devleti'nin kuruluşu ve ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin varoluşunun bu yapıların katkılarıyla mümkün olduğunu ifade etdi.. Konuşmada ayrıca, derneğin kuruluşunda ve gelişiminde emeği geçen isimleri rahmetle andı

Milli Mücadele Tarihine Işık Tutuldu

Toplantıda, 27-28 Ocak 1958 direnişi de ele alındı. O günlerde Kıbrıs Türk halkının İngiliz sömürge yönetimine karşı gerçekleştirdiği büyük mitinglerde yedi şehit verildiği hatırlatılarak, bu olayların Kıbrıs Türklerinin varoluş mücadelesinde bir dönüm noktası olduğu vurgulandı.

Zehra Bilge Eray, konuşmasında şu sözlere yer verdi,

“Kıbrıs Türklerinin direnişi, liderlerimizin inanç ve cesaretiyle bir cemaatten bağımsız bir halk olmaya dönüşmüş, bağımsız bir devletin kurulmasına zemin hazırlamıştır.”

Unutulmaz Anılarla Yoğrulan Bir Gün

Etkinlikte, şehitler ve mücadele dönemine dair hatıralar dile getirilirken, katılımcılar milli ruhun korunmasının önemine değindi.

KKTC’nin kurucusu Rauf Raif Denktaş’ın bağımsızlık sonrası meclis önünde yaptığı unutulmaz selamlama anları ve Dr. Fazıl Küçük’ün halkına olan inancı, toplantının en duygusal bölümlerini oluşturdu.

Rauf Denktaş'ın Ölümsüz Mirası, Kıbrıs Türklerinin Liderlik Destanı

Tarihi Dönüm Noktası, Denktaş’ın Liderliğiyle Şekillenen Kıbrıs Mücadelesi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kurucu lideri Rauf Denktaş, yalnızca bir devlet adamı değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesinin mihenk taşıydı. İstanbul'da düzenlenen toplantıda, emekli Ticaret Ataşesi Cahit Kayıarslan ve diğer konuşmacılar Denktaş’ın zekası, müzakere gücü ve insan sevgisini öne çıkaran etkileyici anekdotlar paylaştı.



Cahit Kayıarslan, "Denktaş, Birleşmiş Milletler’de Zekasını Kanıtladı"

Kayıarslan, Denktaş’ın üstün müzakerecilik vasıflarını, güçlü hafızasını ve olaylara stratejik yaklaşımını vurguladı,

"Sayın Denktaş, beyninde kırk tilkinin kuyruğunu birbirine bağlayıp ne zaman hangi kuyruğu çözeceğine karar verebilen eşsiz bir zeka sahibiydi."
Kayıarslan, Denktaş’ın Birleşmiş Milletler'deki bir görüşmede, önceden öngördüğü politik stratejilerle tüm dikkatleri üzerine topladığını belirtti.

Kayıarslan Anekdotları aktardı

“Dışişleri Bakanlığı Anıları, Taner Etkin’in Gözünden Denktaş

Uzun yıllar Cumhurbaşkanlığı özel kalem müdürlüğü ve Dışişleri Bakanlığı görevlerini üstlenmiş Taner Etkin, Denktaş’ın çalışma disiplinine dair çarpıcı detaylar paylaşmıştı.”

"Birleşmiş Milletler’e yazılacak bir metni anında okuyup, düzeltip, yeniden yapılandırabilirdi. Bu kadar müstesna bir hafızaya sahipti."

Kenan Atakol’un Anıları, Diplomatik Zekanın İzleri

“Dışişleri ve Savunma Bakanı olarak görev yapmış Kenan Atakol, 1993 yılında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Butros Gali ile yapılan bir görüşmede Denktaş’ın zekasının ve kararlılığının diplomatik çevrelerde hayranlık uyandırdığını dile getirdi. Denktaş’ın, hem halkına duyduğu sevgi hem de liderlik vasıflarını her an sergilediğini şu sözlerle özetledi,”

"Sayın Denktaş, halkını hiçbir zaman yalnız bırakmayan ve onların sorunlarına her zaman çözüm arayan bir liderdi."



KTKD Üyesi Mualla Hınçkan, "Rauf Denktaş Halkının Kahramanıdır"

Hınçkan, Denktaş’ın halk sevgisini, hoşgörüsünü ve vatan sevgisini şu sözlerle ifade etti,

"Kıbrıs Türk halkının sesi olmuş, ezilmiş halkı ayağa kaldırmış bir liderdi. Hayatı, mücadelesi ve vasiyeti bugün de halkının belleğinde yaşamaya devam ediyor."



KTKD Sekreteri Özmen Kibirlioğlu,

1958 Olayları ve Denktaş’ın Kararlılığı



Toplantıda, Denktaş’ın İngiliz sömürge yönetimi altındaki Kıbrıs Türk toplumunun yaşadığı zorluklara karşı verdiği mücadeleye de değinildi. 1958 olayları, Kıbrıs Türk halkının kaderini değiştiren bir dönüm noktası olarak ele alındı.

 


Rauf Denktaş’ın İnsan Sevgisi ve Sıcak Kişiliği

Valilik tarafından tahsis edilen zırhlı araçları kullanmayı reddeden Denktaş, halkıyla temas kurmayı, onları selamlamayı ve sohbet etmeyi tercih ediyordu. Bu insani yönü, onu halkının gönlünde taht kurmuş bir lider haline getirdi.

yilmazparlar@yahoo.com